Anlamak vs. Öğrenmek

Dil öğreniminde kavram kargaşası gizli bir psikolojik bariyer olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden insanların dil öğrenmeye dair kavramlara atfettiği manalar dil öğrenme yolculuğunu çok büyük ölçüde şekillendirir.

Geçenlerde yazdıkları cümlelerden yola çıkarak konuyu anladıklarına dair hiçbir şüphem olmayan iki öğrencim konuyu anlamadıklarını dile getirdiler.Anlamamanın onlar için ne anlama geldiğini sorduğumda, kullanamamak dediler. Daha da detaya inmelerini isteyince, bu konuya dair cümle yazdıklarında hata yapmak, anlamamak anlamına geliyormuş onlar için. “Fakat bunun anlamı öğrenmek” dedim. Konuyu anlamak = konunun mantığını ve kurallarını kavramak, bir gramer konusu ile ilgili cümleler yazarken hata yapmak = öğrenmek anlamına geliyor. Bu örnekte de olduğu gibi hataları “yapılmaması gereken bir eylem” olarak kodlamak öğrenmeyi sekteye uğratır çünkü hatalar “öğrenme adımlarıdır”.

Peki öğrenmiş olmak = kusursuz konuşmak mıdır? Elbette hayır! Organize olabildiğiniz bir zamanı size tanıyan yazma eylemi bile hatalardan muaf değilken, anlık bir organizasyon ve üretim olan konuşma becerisi ne ikinci dilde ne de ana dilde hatalardan muaf olması mümkün değildir. Dolayısıyla “hata yapmayana kadar konuşmayayım = konuşamamaktır.”

Örneğimize dönersek, önemsiz bir detay gibi görünse de hata yaptığı için konuyu anlamadığını sürekli olarak düşünen bir öğrenici, doğru bir şekilde yönlendirilmediği takdirde bu yanlış yorumlamanın sonucu olarak dil öğrenmekten vazgeçebilir.

Siz siz olun hatalarla aranıza mesafe koymayın. Kendi hatalarımız olduğu ve olumlu anlamda bir travma anı (normalin dışında gerçekleşen), dünyada kendi hatalarımız kadar öğretici gücü yüksek ve hafızada iz bırakan başka bir öğretmen yok. Onlar öğretmek için buradalar.

Bu yüzden hatalarınızı sevin!