The Price You Pay

Hayattaki en değerli öğrenmelerimden biri bedel kavramına dair zaman içinde geliştirdiğim iç görüdür; her istek bedel ile birlikte gelir. Hayalini kurduğum şeylere ulaşmam için ortaya koyduğum emek de bir bedel, hayal ettiklerim uğruna ortaya koymadığım emekten dolayı içimde kalan ukde ise başka bir bedel. Dolayısıyla, aklıma bir vizyon, gönlüme bir hayal düştüğünde beraberinde bedelini de getiriyor ve bana kalan hangi bedeli ödemeyi seçtiğim oluyor.

Dil öğrenmek de böyle; zaman, emek ve adanma istiyor ama öğrenmemek de bedelsiz değil ki… Maalesef değil.

Yıllardır “bir gün İngilizce öğreneceğim” diyen, ama bir türlü başlayamayan birini düşünün. Belki bu, zaman zaman hepimizin içinden geçtiği bir duygu. O ertelenen her yıl aslında boşa geçmiyor; sessizce, fark edilmeden bir şeyler biriktiriyor. Daha ağır bir bedeli zamana yayıp taksitlere bölüyor.

Bu, genelde tek seferde değil, hayatın küçük anlarında kendini gösteriyor. Bir toplantıda kendimizi tam istediğiniz gibi ifade edemediğinizde. Sevdiğimiz bir diziyi orijinal dilinde anlamak isteyip anlayamadığımızda. Yabancı biriyle tanıştığımızda ve aklımızdaki cümleyi kuramayıp gülümsemekle yetindiğimizde. Ya da yıllar sonra hâlâ “keşke başlasaydım” dediğimizde.

Diğer taraftan, dil öğrenmeyi seçen biri de elbette bir bedel ödüyor. Zaman ayırıyor, bazen yoruluyor, hata yapıyor, kendini zorluyor. Bu bedel daha görünürdür, daha hemen hissedilir oluyor.

Ama güzel olan şu ki: bu bedelin sonunda elinizde yeni bir dil kalıyor ve bu yeni dille açılan başka kapılar, ihtimaller ve hayaller..

Ertelediğinizde elinizde pek bir şey kalmıyor, sadece aynı mesele biraz daha erteleniyor. Emek verdiğinizde ise elinizde yeni bir yetenek, yeni bir özgüven, yeni fırsatlar oluyor. Bedel her iki durumda da var; fark, sonunda elinizde ne kaldığında; ukde ya da yeni bir dil.

Article content
Hayalini kurduğun hayat ödemeyi reddettiğin bedelin arkasında saklı olabilir.

Yıllarca işe yaramayan metodlarla, bedel ödese de sonuca ulaşamayan öğrenicilerin artık dil öğrenmek için emek ortaya koymaktan çekinmeleri de anlaşılır. Fakat Lingonomy tam olarak burada devreye giriyor. Bugüne kadar verdiğiniz ve Lingonomy boyunca vereceğiniz emeği kişiye özel öğrenme stratejileri, öz farkındalık ile ve dil öğrenmenin ne demek olduğunu anlayarak işe yarar ve işlenebilir kılıyor.

Günün sonunda mesele “bedel ödeyecek miyim?” değil. Zaten her iki senaryoda da bedel ödüyoruz. Asıl mesele hangi bedeli ödemeyi seçtiğimiz.

Lingonomy’den bahsedince bazı insanlar, “hocam ya ben de İngilizce öğrenmeyi çok istiyorum” diyor. Bence istemenin ölçütü ne kadar harekete geçtiğimizle belirleniyor. Kuru kuruya dil öğrenmeyi istemek yetmiyor. İstek beraberinde emeği/hareketi getirince somut bir olguya dönüşüyor.

Emeğini gerçekten karşılığı olan bir yolculuğa dönüştürmek için artık çözümsüz değilsin. Lingonomy var ve kayıtlar devam ediyor!

Anasayfadan başvurabilir, tüm detayları öğrenebilirsin.

Görüşmek dileğiyle