Native Speaker Balonu

Bir dilin yerlisi olmanız, o dili öğretebileceğiniz anlamına gelmez. Gelin nedenini konuşalım.

Dil eğitimi endüstrisinin en büyük balonlarından biridir native speaker arkadaşlar.

Peki native speaker nedir?

Native speaker’ın dilimizde birebir çevirisi yoktur. Bir dilin yerlisi olması anlamına gelir. Bu bakımdan, herkes bir native speakerdır. Biz de Türkçe’nin yerlisiyiz. Ana dili İngilizce olan insanlar da İngilizce’nin native speakerı oluyor kısacası.

Ana dili İngilizce olan birinin İngilizce’yi daha iyi öğreteceği inancı, dil eğitimindeki en büyük safsatalardan biridir. Bunu anlamanın en kolay yolu, kendinizden geçer: Hiç Türkçe bilmeyen birine cümlenin ögelerini ya da kelime türlerini anlatmaya çalıştığınızı hayal edin…

Muhtemelen kilitlenirsiniz. Neden?

  1. Öncelikle bu konuları ne kadar iyi biliyorsunuz?
  2. Biliyor olsanız bile öğrenicinin seviyesine uygun bir şekilde nasıl anlatacağınızı bilmiyorsunuz.
  3. Bu konuyu öğrenicinin anlamasını kolaylaştıracak stratejileri bilmiyorsunuz.

Kısacası bir bilgiye haiz olmanız, o bilgiyi karşı tarafa aktarabileceğiniz anlamına gelmezken, koca bir dilin sistemini ve becerilerini aktarmanız doğalından yapabileceğiniz bir eylem değildir. İngilizce öğretmeyi bilen ben bile Türkçe’yi hakkıyla öğretemem çünkü bir dili öğretmek belli bir tedrisattan geçmeyi gerektirir.

Burada karıştırılan iki kavram üzerinde durmak istiyorum; dil edinimi ve dil öğrenimi.

Dil edinimi bir veya birden fazla dilin ana dilimiz olma sürecidir. Kritik dönem dediğimiz zaman aralığında öğrenilir ve bilinç dışı (unconscious) bir edinme sürecidir.

Dil öğrenimi ise, ikinci dili, dil bilgisi üzerinden anlamlandırdığımız ve ikinci dili ana dilimizin üstüne inşa ettiğimiz bilinçli (conscious) bir öğrenme sürecidir.

Öğrendiğiniz (bilinçli bir süreç) bir dili bile o dili öğretme eğitimi almadan öğretemezken, edindiğiniz (bilinç dışı öğrenme) dili sadece o dil ana diliniz olduğu için öğretmeniz olası değildir. Tabii amacınız pazarlama değil gerçekten dil öğretmek ise…

Kariyerim boyunca native speaker arkadaşlarımız oldu. Karşılaştığım native speaker arkadaşların gözlemlediğim ortak özellikleri;

  1. Hiçbirinin İngilice öğretmenliğinden mezun olmaması (CELTA gibi kısa süreli bir kursu kayda değer ve geçerli bir eğitim süreci olarak kabul etmiyorum. O zaman biz neden 4 yıl lisans okuduk öğretebilmek için?)
  2. Çoğunlukla tek dillilerdir. İkinci dil bilmezler. Fakat, bir dili öğrenmeyi bile deneyimlemeden ana dillerini öğretmeye cüret ederler.
  3. 2013-2016 (tanık olduğum yıllar olduğu için söylüyorum, öncesi de vardır) Türkiye’nin dolar bazında native speakerlara dolgun maaşlar vermesi. 2016 sonrası gerçek native speakerlar da gelmeyince Ukraynalılar ve İranlılar bu alanı doldurmaya başladı. Sarışın ve mavi gözlü olduğunuz ve ana diliniz Türkçe olmadığı sürece native speakersınız. İranlılar denkleme nasıl girdi? Bundan emin değilim.
  4. Türkiye’ye yerleşmeye değil de macera aramaya gelen insanlar olması.
  5. Kuruma veya ülkeye herhangi bir bağlılıklarının olmaması. Dolayısıyla sürdürülebilir olmamaları.

Tüm bu dezavantajlarına rağmen her zaman bir Türk eğitmenden daha fazla maaş alırlar. Daha fazla itibar görürler. Gerçek tam da bunun zıttı iken.

Native speakerlarla çalışmanın profesyonel anlamda hiçbir avantajı yoktur. Kurumlar pazarlama unsuru olarak kullanırlar bu insanları. İnsanlarımız da bu oltaya gönüllü olarak atlarlar. Buna kültürel hegemonya denir. Sömürgeci ülkelerin diğer ülkeler üzerimde kurduğu köksüz ve sahte itibar diyebiliriz. Sözde eğitmen bir insana sırf native speaker diye daha fazla kredi veriyorsanız, en iyi ihtimalle bu hegemonyanın tesiri altındasınız demektir.

Atatürk kendisini nasıl Türk hekimlerine emanet ettiyse. siz de çocuklarınızı ve kendinizi Türk eğitmenlere emanet edin. Sizinle bu ülkede yaşamanın bedelini beraber ödeyen, bu ülkeye bağlı, bu eğitim sisteminde ikinci dili öğrenebilmiş, ana dili Türkçe olan dolayısıyla İngilizce’yi öğrenmeyi de bilen insanlara güvenin! Korkmayın. Benim diyen native speakerlar ellerine su dökemez.

Bugün bile sindiremediğim ve aklıma geldikçe sinir uçlarıma dokunan son husus ise bu insanların Türk eğitmenlerden daha fazla maaş alıyor olmasıdır. Artık bu yanlışı sürdürmenin kimseye faydası yok. Gelin, bu ülkenin kendi öğretmenlerine hak ettiği değeri birlikte verelim.